Örnek Atatürk Şiirleri Oku

yorumsuz
372 kez okundu

Atatürk’le ilgili yazılmış olan şiir örnekleri oku. Okumuş olduğunuz şiirleri indirmek için en altta verilen bağlantıyı tıklayıp word dosyası olarak indirebilirsiniz.

GAZİ

Türk çocuğu! İyice bak ve tanı;

İstiklal güneşi bu baştan doğdu;

Salgından kurtardı güzel vatanı,

Bütün düşmanları yurdundan kovdu.

 

Türk kızı! Yüksel de göklere kadar,

Altın yıldızlardan işle bir çelenk;

Ayın bahçesinden çiçekler kopar

Gazi’nin önüne ser, ışık ve renk.

 

Türk oğlu! Rüzgarlar olsun sana at;

Doğudan batıya müjdeler taşı,

Gazi’yi gönlünün içinde yaşat;

De ki: Zafer olsun onun yoldaşı!

Cihan tarihini süsledi adı,

Ey büyük milletim, övün ve sevin,

Bin benzeri daha yaratılmadı,

Dünyada bir tane senin “Kemal”in!

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

ANT

Ölmedin Atam, her an

İçimizde bitmeyen saygı, sonsuz muhabbetsin!

Andederiz ki eserin ölmeyecek!

Saflar çözülmeyecek!

Sesimizdeki ses,

Gözümüzdeki göz,

Her adımımızda hareketsin!

İLHAMİ BEKİR TEZ

 

ATATÜRK’Ü ANIŞ

Düşmanların elinden

Bizi kurtaran Atam
Bu vatanı yeniden,
Özenle kuran Atam.

Ünümüzü dünyaya
Mertçe duyuran Atam.
Gökte güneşe, aya
Benzer kahraman Atam.

Adını küçük,büyük,
Anıyoruz her zaman
Adı büyük Atatürk
Anlı şanlı kahraman

Bir bölünmez vatansın,
Ey ölümsüz Atamız
Gönlümüzde yatarsın
Seni unutamayız.

M. Necati Öngay

ON KASIM

Yıl otuz sekiz, on kasım Perşembe
Hatırdan çıkmayacak bir sonbahar
Sarsılıyor İstanbul yedi tepe
Yaman esmiş Dolmabahçe’de rüzgar

Gerçek olamaz olsa olsa bir düş
Dokuzu beş gece Atatürk ölmüş
Böyle toptan bir yas nerde görülmüş
Beraber ağlıyoruz kurtlar kuşlar

Bu memlekette en çok hizmet eden
Bu aşk ile dağlara gücü yeten
On sekiz milyonun omzunda giden
Atam Ankara sırtlarında yatar.

                                                          Cahit Sıtkı Tarancı

MUSTAFA KEMAL

Altın başın,

İzmir’e doğru çevrilmiş

–          Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir diyorsun.

Alnından boralar öpmede

Gökler gibi gülüyorsun

Naçar bir vatan içinde.

Görüyorum seni

Kalbimin gözleriyle

Sen yoktan var eden adam

Sen bütün bir milletin ruhu

Kalplerde yatan adam.

Nice kahramanlar

Gelmiş geçmiş bu dünyadan

Dara’lar, İskender’ler, Beyazıt’lar

Sen hapsinin üstünde çekilen bayrak

Sadece

Senin aşkınla yaşar bu vatan

Bir senin sevgin kaldı sarsılmayan.

Sen hürriyetin direği

Sen insanlık aşkına açılan çiçek

Kör gözlere nur

Destanlara ibret

Ulular adıyle hüsn-ü cemal

Sen vatan demeksin Mustafa Kemal.

HALİM YAĞCIOĞLU

 

MUSTAFA KEMAL’İN KAĞNISI

Yediyordu Elif kağnısını,
Kara geceden geceden.
Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar,
İnliyordu dağın ardı, yasla,
Her bir heceden heceden.
Mustafa Kemal’in kağnısı derdi, kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,
Nam salmıştı asker içinde.
Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,
Doğrulmuştu yola önceden önceden.

Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar,
Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı,
Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra,
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafifletir, inceden inceden.

İriydi Elif, kuvvetliydi kağnı başında
Elma elmaydı yanakları üzüm üzümdü gözleri,
Kınalı ellerinden rüzgâr geçerdi, daim;
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti,
Niceden, niceden.

Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu,
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha dedi, gitmez,
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacır gucur
Nasıl dururdu Mustafa Kemal’in kağnısı.
Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden
Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin,
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
Bak hele üzerinden ses seda uzaklaşır,
Düşerim gerilere, iyceden iyceden.
Kocabaş yığıldı çamura,
Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar,
Örtüldü gözleri örtüldü hep.
Kalır mı Mustafa Kemal’in kağnısı, bacım,
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifçik,
Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

 

ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA

Ne bulutlar gitti, ne padişahlardan bir haber geldi.

Kemal Paşa derler bir yiğit vardı.

Bu sefer de millet türkülerle Kemal Paşa’ya haber saldı.

V

Kemal Paşa, yenilmez yiğit, şanlı komutan!

Savaşa girer gibi yetiş bize!

Yetiş bize, çöllerde bile olsan!

İnanç doldur, güç doldur içimize!

Bin kere yurdumuzu kurtaran!

Bir görseydin ağlardın halimize!

Kuşun kanadında türküler

Kemal Paşa’nın gönlüne vardı,

Cevabından önce kendi geldi.

VI

Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı

Selam durdu kayığı, çaparı, takası,

Selam durdu tayfası

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman

Duman değildi bu!

Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan

Demir değil!

Sarılan anayurda

Kemal Paşa’nın kollarıydı.

Selam vererek Anadolu çocuklarına

Çıkarken yüce komutan

Karadenizin halini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardı sıra baktı dalgalar

Kalktı takalar,

İzin verseydi Kemal Paşa

Ardında gürleyip giderlerdi.

Erzurum’a kadar.

Bu ne inançtı ki, Kemal Paşa

Atının teri kurumadan

Sürüp geldin yeni yeni savaşların peşinde

VII

Bir salam gibi gitti Erzurum’a

Bin selam gibi geldi Sivas’a Erzurum’dan.

Dağlar alçaldı yol vermeye,

Temizlendi ılkımından karından.

Analar bacılar yola döküldü,

Cephane taşıdı arkasından.

Irmaklar suyundan faydalattı,

Ağaçlar daldasından.

Yer gök inledi bir yol daha

Kurtuluş savaşından.

……………………………………………………

Düşman koymuş meydanları kaçıyordu.

XI

Kattı Kemal Paşanın ordusu düşmanı uğruna
Pişman eti anasından doğduğuna.
Çevirdi Sakarya, çevirdi süvariler,
Veryansın etti topçu,
Veryansın etti piyadeler.
Kattı Kemal Paşanın ordusu sürdü gitti,
Yetiştikçe vurdu düşmana.
Hayın düşman sarhoş gibi sallana sallana
On beş günde İzmiri dar buldu,
Ölen kurtuldu, sağ kalan teslim oldu.

Kaçtı gemiler.
Alnı sargılı, kolu sargılı, boynu sargılı,
Ahmetler, Bekirler, Aliler,
Mahmutlar, Kâzımlar, İsmailler
Peşlerinden yettiler,
Diz çöküp Kordonboyuna
Ta yürekten çekip tetiği
Gemilere yaylım ateş ettiler.

Bu ne inançtı ki, Gazi Paşa!
Atının teri kurumadan
Sürüp gittin yeni yeni savaşların peşinde.

XII

Sana borçluyuz ta derinden!
Çünkü yurdumuzu sen kurtardın,
Hasta, yorgun düşmüştük,
Yaralarımızı iyice sardın.

Yiğittin, inanç doluydun yapıcıydın,
Sanatkârdın, denizler kadar engin;
Kimsenin görmediğini görürdü
Sevgiyle bakan gözlerin.

Dedin ki: Bu millet, bu büyük millet
Yüzyıllar boyunca geri kalmış;
Bu yurt, bu güzel yurt, bizim yurdumuz
Her yanından yaralar almış.

Dedin ki: Bir güzel savaşmalı
Kurmak için yeniden;
Bilgiyle, inançla, çoşkunlukla
“Övün, çalış, güven!”

Sana borçluyuz ta derinden!
Işığısın bu yurdun.
Dilimizi, ulusallığımızı öğrettin bize,
Çünkü cumhuriyetimizi sen kurdun.

Hürriyeti sen yaydın içimize,
Halkçıyız dedin halk içinden,
İnançta hür yetiştirdin bizi,
Borçluyuz sana ta derinden!
Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti,
Bu milleti temiz ellerin.
Sana borçluyuz ta derinden
En büyüğü Mustafa Kemallerin!
Cahit KÜLEBİ

 

ATATÜRK

Ben evvelden yurt deyince

Şimdi rüya gibi gelir

O tarih ne tarihtir

Zaferler peşinde.

Saarp dağların eteğinde

Bunca ırmak

Yeşil vadilerden akarak

Dalıp gider bozkırların içine.

Herkes işinde gücünde

Gökyüzü, şanlı bayrak

Deniz, orman ve toprak

Yolumuzun üstünde.

Ben evvelden yurt deyince

Böyle düşünürdüm yurdumu

Yurdun Atatürk olduğunu

Anladım Atatürk ölünce.

Atatürk bu yurda

Ellerini verdi

Büyüyen çocuklarda

Atatürk’ün elleri.

Atatürk bu yurda

Gözlerini verdi

Gökyüzü bir hazin  mavi

Atatürk öldü öleli.

BEHÇET NECATİGİL

 

RESİM

Her gün,

Enginlerden engin,

Yücelerden yüce

Bir duygu sarar bizi,

Bu sınıfa girince.
Yanda, bir uçtan bir uca.
Mavi deniz
Odanın içinde güneşleri bulunca.
Isınırız.

Enginlerin engini deniz olsa
Deniz ufak!
Yücelerin yücesi güneş olsa
Güneş küçük!

İlk günü gördük, nerden geldi:
Duvardaydı
Denizleri, güneşleri
Küçülten büyüklük.

Kürsünün üstünde bir resim:
Gözleri denizlerden mavi
Bakışları güneşlerden sıcak.
Dört mevsim.

Kürsünün üstünde:
Atatürk’üm, arkasında al bayrak
Kolları kavuşturmuş göğsünde.

Bu resimle başlar bizim günümüz
Karşımızda Atatürk’ü gördükçe
Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.

Öğretmenimizin kürsüde
Verdiği dersi
Dinler bizimle birlikte
Atatürk’ün resmi.

Çalışkanız, çünkü
Çalışınca
Bakarız, Atatürk güldü.

Bir yanlışlık yapsak
Bulutlanır gözleri
Anlarız Atatürk üzüldü.

Gelsek kürsünün dibine
Görür bizi
Eğilince.

Kalksak, gitsek gerilere
Otursak arkalarda;
Başımızı kaldırmadan duyarız:
Atatürk orada.

Öteki odalarda
Başka başka resimleri Ata’mın.
Atatürk’üm artık ömrüm oldukça
Bu resminle karşımdasın!

Yok hiç birinde
Bundaki tılsım
Değişen çizgilere
Canlı gibi bu resim.

Öyle canlı ki sanırım
Bende bir gün okulu bitirince
Uzanan ellerinle
Okşanacak sırtım.

Öyle canlı ki, sanırım
Karanlık bile olsa
Aydınlanır yollarım.

Tıpkı sınıftaki gibi
Yapacağım bir işte
Bu resmindir rehberim:
Kötülüğe uzanırsam
Çat kaşlarını
Tutulsun ellerim.

Tıpkı sınıftaki gibi
Bütün ömrüm boyunca
Yaptığım her işte
İyi, doğru oldumsa
Sevincini belli et.
Gülümse!

Yaprak yaprak dökülürken önümde
Her yıl dört mevsim;
Sınıflar içinde yalnız bu sınıf
Resimler içinde yalnız bu resim!

BEHÇET NECATİGİL

ornek_Atatürk_siirleri


Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+
Etiketler: , ,
Eklenme Tarihi: 21 Ağustos 2014

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.