Fen Bilimlerine Nasıl Bakıyoruz

yorumsuz
236 kez okundu

Fen bilimlerine nasıl baktığımızı, ne olarak gördüğümüzü ve neler beklediğimizi anlamak için üniversiteler ve boş kontenjanlara  fen bilimleri açısından kabaca bakmak belki bize ışık tutabilir.

Gerek uluslar arası sınavlar gerek Türkiye’de yapılan sınavlar gösteriyor ki fen bilimleri alanında başarı düşük. Düşük olduğu gibi yükselecek gibi de görünmüyor. Üniversite sınavlarında, seviye belirleme sınavlarında her yıl bu alandaki başarı durumu bize bunu gösteriyor.

Aslında çok çalışılıyor nutuklarda. Şunu yaptık bunu yaptık diye. Demek ki yapılanlar hastanın saçını taramak, makyajını yapmaktan öteye gitmiyor. Demek ki “ne dediyse yaptık, aç-açıkta bırakmadık” yaklaşımı çözemiyor bu sorunu. Bu başarısızlığın gerçek nedeni bunlar değil demek ki.

2013 LYS yerleştirmeleri yapıldı. Bir çok alanda boş kontenjanlar kaldı. Bu boş kalan kontenjanlara kabaca baktığımızda en çok boş kalmanın fen bilimleri alanında olduğunu hemen görebiliriz? Oysa 4-5 yıl önce burayı tercih etmeyen öğrencilerin hayali değil miydi bir fen lisesinde okumak. Evet nerdeyse tüm öğrencilerin hayali sbs’den yüksek bir puan alıp fen lisesine yerleşmek.

Bir de mühendisliklere bakalım en çok boş kontenjan hangi mühendisliklerde. Bu değerlendirmeye geçmeden önce Türkiye gerçeğini gözönünde bulundurmak gerekir. En başta Türkiye deprem riski yüksek bir coğrafaya sahip, bir kentsel dönüşüm furyasıdır son hızla ilerliyor, üç tarafı denizle çevrili, topraklarının büyük bölümü tarıma uygun, yeraltı zenginlikleri fazla vs. Dışarıdan birine sorsak bu özelliklere sahip bir ülkenin hangi mühendisliklere daha çok ihtiyacı var? diye alacağımız yanıtlar bize boş kontenjanları verir.

Büyük şehirlerimizden birinde bulunan devlet üniversitesi maden mühendisliği için 62 kontenjan vermiş, girmeye hak kazanan ögrenci sayısı 1 (yalnız 1). Üç tarafı denizle çevrili ülkemizde su ürünleri mühendisliklerine baktığımızda ortalama 26 kontenjan verilmiş yerleşmeye hak kazanan aday sayısı 3 veya 4’ü geçmiyor daha kötüsü tümüyle boş olanlar da var. Jeoloji istihdam açısından düşünüldüğünde önemli bir mühendislik alanı olması gerekirken bir üniversitenin (devlet üniversitesi) 36 kontenjana yerleşen aday sayısı sıfır. Ziraat Fakültelerine bakmaya hiç gerek yok.

İnsanların üniversitelere ekonomik getiri, devletin de iş vermek zorunda değilim olarak bakması, günlük politikalarla mühendislikleri yok sayması-yetkisizleştirmesi (belki de tüm alanların en temel sorunu), işini bilen insan yetiştirme çalışmaları işin pedagojik boyutunu saymazsak ülke gerkçekleriyle, bilim gerçeği ile hiç ilgisi olmayan bir görüntü veriyor eğitim sistemi. Belki de bilimi günlük siyasete kurban ediyoruz.

Kime sorarsak  soralım “oy mu önemli, bilim mi” diye belki de herkesten “bilim” yanıtını alırız. Gel gelelim genel politikalarımızı da sıcak siyaset belirler. Sıcak siyaset, dediyse bilime, bilim insanına, uzmana, mühendise laf düşmez. Düşerse de denileni onaylar ve böylelikle katılımcı olur.

Boş zamanlarımızda okuduğumuz ve boş zamanımızın pek olmadığı için mi yoksa başka bir nedeni mi var bilinmese de görünen bir gerçek “fen bilimlerinde başarı düşük”, “eğitim sisteminde sorunlar var” ve en önemlisi çözüm yolu diye sunduklarımız yanlış gibi. Üniversitelerin fen bilimleri alanında boş kalan kontenjanlar bazı gerçekleri gösteriyor.

 


Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+
Etiketler: , , , ,
Eklenme Tarihi: 4 Ağustos 2013

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.