SBS Arama Konferansı’na Yorum

yorumsuz
277 kez okundu

Ne amaçla yapıldığı adından pek anlaşılmasa da sonuçlarının yeni karmaşalar oluşturacağı bir konferans gibi geliyor.  Biraz da bakanlığın düşüncelerini büyük katılımlarla ortaya çıktı görüşü ile süsleme çabası. Acaba konferans sonunda bakanlığın görüşlerinde herhangi bir değişme oldu mu? Hayır. Çünkü sonuçlar nerdeyse 1-2 yıldır tartışılanlar. O zaman konferanslar niye yapıldı?

“Yeni sınav icat etmiyoruz”, “Lys’yi kaldıracağız”, “Tek sınavla öğrenci ölçülmez”, “Öğrenciye üç kez sınav stresi yaşatılmaz” vb. bu çelişkili görüşlerin hepsi aynı bakanlığa ait. Acaba bunları söylerken hangi bilimsel araştırma göz önüne alındı? Acaba hangi veriler kullanılarak bu yargıya varıldı? Hepsini de iyi niyetle söylenmiş olarak kabul ediyoruz. Ama bir şeyi baştan belirtmek gerekir ki günlük politik söylemler hiç bir soruna çare olamadığı gibi yeni sorunlar üretir.

Yukarıda belirtilen çelişkilerin “yeni sınav icat etmiyoruz” dışında tamamı da doğru. Pekiyi bu denli doğru ve bu denli çelişki nedir? Bunun tek nedeni var. Sistem “sınav” diye dayatıyor. Sınavsız üniversite düşünülen bir yerde sınavsız zorunlu eğitimi düşünmek kimsenin aklına veya işine gelmiyor gibi. Çünkü her iki yılda bir eğitimin tek sorunu olarak gündeme getiriliyor.

Nerdeyse yapılan merkezi sınavlardan adliyeye uğramayan yok gibi. Bu sınavlar öyle yılda 10-15 kez yapılan sınavlar değil. Hepsi de yılda bir kez yapılan sınavlardır. Konferanstan çıkan sonuç bir öğrencinin gireceği sınav 3-5 değil, 36. Bu durum belki de sınavsız bir eğitimin başlangıcı olabilir. Olması da gerekir. Yoksa bu gerginliğin öğrencileri fazlasıyla olumsuz yönde etkileyeceği bir gerçektir. Bunlar sadece işin sınav kısmı. Yerleştirme aşamasında neler olacak, neler yaşanacak hiç hesaplanmamış gibi.

36 sınav belki de gözden kaçan yönlerinden birisi de dersler arasında yapılan bir ayrımcılık. Beden eğitim, müzik, görsel sanatlar gibi dersler zorunlu dersler arasında yer almıyor mu da sınava dahil edilmiyor? Bu dersin öğretmenleri acaba öğrencilerini derse nasıl konsantre edecek bilen var mı? Ya da daha temeli öğretmen olarak kendini nasıl kabul ettirecek? “Demek ki bunlar ders değil ki soru bile çıkmıyor” diye bakan öğrencilere.

Acaba her ne kadar soran sorgulayan, düşünen öğrenci bekliyoruz diye kendimizi mi kandırıyoruz? Estetik bilinci gelişmemiş, temel hareketleri yapamayan, müzikle gürültüyü ayıramayan  ama doğru seçenekleri işaretleyen öğrenci mi makbulümüz olan öğrenci tipi.  Hiç kuşku yok ki, hiç bir kimse bunu istemez. İstemez ama farkına varmadan böyle bir nesil yetiştirebilir.

Sonuç olarak eğitim sorunları bilimsel bir bakış açısı ile çözülür. Bunun için de eğitim araştırmacılarına gereksinim var. Bu sorunlar günlük politika söylemleriyle çözülecek veya çözülebilecek bir sorun değil. Günlük politik söylemlerin politika alanına bile yararı yokken eğitime yarar beklememeliyiz. Konferanslar düzenlemek eğitime büyük katkılar sağlar ama belli bir görüşü doğrulatma yöntemi olmamalı.

Biraz da olsa eğitime “eğitim” gözüyle bakalım. Eğitim bilimleri gözüyle bakalım.

 

 


Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+
Etiketler: , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 27 Ağustos 2013

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.