Dil Analizi

yorumsuz
13 kez okundu

Dil Analizi
dil-analizi

Alvesson’un tanımına göre bir benzetim bir deneyim alanı ya da farklı bir inceleme düzeyinde tanımlanmış bir kavramı diğer bir alan ya da düzeyde çağırarak etkinlik göstermektedir. Böylece benzetimsel (metaforik) ifadenin temel karakterinin benzerlik ifade etme olduğu sonucuna ulaşıyoruz. Benzetimin hatırlattığı alan ya da düzey gerçektir ve hatırlatmanın uygulandığı ve benzetilen alan ya da düzey ise, sembolik bir kavrayış konusu edilmektedir. Yaşamın bir oyuna benzetilmesi oyun benzetiminin yaşama uygulanması anlamına gelir.

Örgütlerde hakim dilsel kullanımların incelenmesi sırasında benzetimik anlatımlar açıkça söylenmeyen ancak, üzerinde uzlaşılmış olduğu kabul edilen özdeşlikler ve nitelikleri ifade edecek ve kültürel analizin derinlerde yer alan ortaklıkları bulma amacına yönelik değerli bir malzeme sağlayacaktır.

Örgütlerde hakim olan dil, belirli gizli ya da açık benzetimik kullanımları içerir. Bu benzetimler, örgütte geçerli olan kültürel kodlar hakkında önemli mesajlar içermektedirler. Rutherford, Bate’ in örgütlerde hakim olan üç tür dilden söz ettiğini aktarmaktadır. Alvesson da bunlara bir diğerini ekler:

Bu dillerin ilk üçünün belirli erkeklik türleri ve erkek deneyimlerine dayandığı ve bu anlamda kadınlar açısından dışlayıcı bir karaktere sahip olduğu açıktır. Paradigmatik açıdan bu benzetimler ya da diller kadınlığı ikincil olarak tanımlarlar ve özne olarak yalnız erkeklerden bahsederler.

Bu ilk üç benzetimin kadınlar açısından üç tür olumsuz etkisi vardır:

1-Terminolojik dışlayıcılık, 2- Özdeşleşme güçlüğü yaratma, 3- Cinsiyete dayalı işbölümü varsayımı ve buna dayalı mesajlar. 

İlk olarak bu benzetimlerin kapsadığı alanın kadınların gündelik ilgilerinin dışında kalması dolayısıyla, terminolojisinin dışlayıcı olduğu söylenebilir. Bu etkinin gözlemlenmesi son derece kolaydır. Kadınların belirli tartışmalarda dışlanmaları dışlandıkları algısı ile geri çekilmelerinin arkasında yatan nedenlerden biri bu terminolojik yabancılıktır.

Cinsel benzetimlere dayalı bir dil içinde ilk iki dilden de farklı olarak, kadınlar doğrudan açık şekilde hedef alınmaktadırlar. Cinsel benzetimler içeren bir dil içinde kadınları aşağılayan imalar, espri ve hikayelere sıkça yer almaktadır. Kadınların da bu mesajlara genellikle pasif şekilde katılmaları (gülmeleri, dinlemeleri… vb.) gerektiği varsayılır. Ancak benzer hikâyeleri anlatmaları, espri yapmaları ve imalarda bulunmaları uygun bulunmamaktadır. Aktif olarak cinsel anlatımlarda bulunan kadınların ise, cinsel bazı imalarda bulundukları düşünülecektir. Bu tip anlatımların iyi dinleyicisi olmayan kadınların ise, kadınlıklarının eksik olduğu ya da espri anlayışlarının olmadığı ve/veyaerkeklere düşmanlık güden sorunlu kadınlar oldukları düşünülecektir. Sonuç olarak, bu dil içinde kadınlar dışlanmamakta, ancak bir işbölümünün pasif üyeleri olarak konumlandırılmaktadırlar.

İkinci olarak kadınların tüm bu dillerden herhangi birine dayanan bir iletişim süreci içinde özdeşleşme güçlüğü yaşaması olasıdır. Zira resmedilen öznelerin tamamı erkek ve erildir (masculine). Bu nedenle kadınlar, motivasyonu ve özdeşleşmeyi artıran ortak fanteziler ve kurgulardan yararlanamayacaklardır. Bu durum, çalışanın ve örgütün bir tahayyül olarak kuruluşu sırasında aynı zamanda, bir erkeklik kurgusunun oluşturulmasından kaynaklanmaktadır.

Son olarak da kadınlar, tüm bu benzetimler içinde kendileri açısından olumsuz bir rol dağılımı ile yüzleşmek zorundadırlar. Zira militarist benzetim, kadın ve çocukların uğruna mücadele edilmesi hikâyesine dayalı bir dildir. Kadınlar, tüm ulusal (ve/veya milli) değerlerin taşıyıcı olduklarından çok sıkı bir denetim altındadırlar ve özne değillerdir. Spor dilinde ise, açık olmayan bir şekilde spor performansı ile erkekliğini sergileyen erkek oyuncuların izleyicileri olan kadınlardan söz edilmektedir. Performansın değerlenmesi erkeklikle bağıntısının kurulmasına dayalıdır. Kadınların spor performansları ise, “kızlarımız” söylemi ile milli, semaatsel bir kontrol altına alınabildiği gibi erotize edilebilmekte ya da karikatürleştirilebilmektedir. Her durumda kadınların özneler olarak tanınmasına karşı bir direnç söz konusudur. Kadınların katılamayacağı sporlar (erkek sporları) da bir işbölümüne işaret etmektedir. Cinselliğe dayalı benzetimlerin kullanımı konusunda ise, kadınların yerinin kesin olarak açıklandığı bir dilden söz etmemiz gerektiği düşünülebilir. Alternatif bir cinsellik kurgusundan (eşitlikçi, karşılıklılık içeren) bahsetmediğimiz sürece kadınların cinselliklerinden ibaret kılınmış nesneler olarak tahayyül edilmekte olduğuklarını vurgulamalıyız.

Son olarak, Alvesson arkadaşlık ve aile vurgusu taşıyan sıcak ve birincil ilişkilerin hâkim olduğu bir iş ortamına özel olan benzetimlerden bahsetmektedir. Burada örgüte aidiyet ve bireylerin birbirleri arasındaki bağ, aile benzetimi esas alınarak vurgulanır.

Ancak Alvesson, önemli bir uyarıda bulunmaktadır. Ona göre kadınlıkla özdeşleştirilen arkadaşlık ve aile benzetimlerin hâkim olduğu bir örgüt ortamında kadınların durumunun, erkeklikle özdeşleştirilen militarist ve spor benzetimlerinden ya da cinselliğe dayalı benzetimlerin hâkim olduğu örgüt ortamlarından daha olumlu olduğunu söylemek konusunda ihtiyatlı davranmak gerekmektedir.

Son olarak, bir örgüt içersindeki dile hâkim olan benzetimlerin incelenmesinde bu hâkim dilin oluşumunda liderliğin rolü de göz önünde bulundurulmalıdır. Yönetim ve liderliğin dil seçimleri örgütün genelindeki dil kullanımını etkileyecek ve hatta belirleyecektir.


Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+
Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 28 Kasım 2016

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.