Türk Edebiyatının Son Durumu

yorumsuz
26 kez okundu

Türk Edebiyatının Son Durumu

 

İnsan iletişimle düşüncelerini paylaşma olanağı buldu. Şüphesiz hayvanlarda da iletişim var yalnız bizimki daha karmakarışık. İletişimi bir sonraki aşamaya kalıcı hale getirdik, yazıya döktük akabinde içerisine duygularımızı, hayallerimizi, kurgularımızı, aktardık. Tüm bunların sonucunda Edebiyat gibi ayrı bir alan ortaya çıktı. Edebiyatta kültürün yani insanın bir sonucu olarak gelişti, değişti ve bugün ki halini aldı. Neticede insan yani onun kültürü değiştikçe Edebiyatta değişti. Türk Edebiyatının son durumunda ise yaşadığımız devire bir ayna görevi gördü, tıpkı geçmişteki gibi. Hatırlarsınız Ortaöğretim ders kitaplarında Türk Edebiyatı devirlere ayırılmıştır. Farslıların ve Arapların etkileriyle oluşan Divan Edebiyatı denilen bir dönem vardır. Bu diğer toplumların kültürlerin bizi oldukça etkilediği anlamına gelmektedir. Düşünün Edebiyatımızdaki cümleler yani iletişim aracımız diğer bir kültürün senteziyle oluşması. Tabi bu koşulların oluşmasında birçok farklı etken vardır ve hemen oluşmaz, yakın kültürlerin birbirleriyle sıkı bir biçimde uzun vadede iç içe olmasıdır.

Peki global devirde yani günümüzde durum nedir? Dünya küçük bir köy diyoruz, kültürlerin hiç olmadığı kadar etkileşimde olduğu bir devirde Türk Edebiyatı ne konumda? Yoksa hiç farkına varamadan bu koşullar bir Dünya Edebiyatını mı oluşturdu? Şüphesiz İngilizce dünya lisanı. Bilimsel çalışmaların neredeyse tamamı İngilizce, Edebiyat konusunda İngilizce içerikler çok daha fazla yayılma olanağına sahip olsa da genel olarak tam anlamıyla tek ülke olmadığımız için tek Edebiyattan bahsetmek doğru olmaz. Sonuçta tüm ülkelerin kendilerine has kültür ve yaşam biçimi var ve Edebiyat da bundan besleniyor. Türk Edebiyatı ise geçmişe yönelik oldukça farklı. Teknolojiden nasibini almış olsa gerek hiçte azımsanmayacak düzeyde e-kitap var. Çokta popüler olmadığını da söylemeliyim, Türk Edebiyatının son durumu da değişmeyen şeyler var. Okuma alışkanlığımız yok en azından bir film kadar okuyucusu yok çoğu kitapların. Buna paralel olsa gerek fazla yazarımız da yok. Her ne kadar diplomalı bireylerimiz çokça bulunsa da kitap okuma alışkanlığımız çok az. Bu durumlar da Edebiyatımız durgun desem sanırım yanlış olmaz.

Tabi burada direkt yazarlarımızı tek tek sıralayabilirim ama değinmemiz gereken nokta biz tüketmedikçe onların üretmeyeceği. Japonya örneklerini duymuşsunuzdur onlarla kıyaslayınca gerçekten de içler acısı olduğumuzu anlayabilirsiniz. Manga türünde üretilen içerikler neredeyse su içmek gibi onlar için. Manga, batıdaki çizgi romanın karşılığıdır. Onlardaki kitap okuma alışkanlığına ulaştığımız gün gerçekten de Türk Edebiyatı dünya standartlarında olacağını düşünüyorum. Bu baskın kültür olma yolunda atılacak bir adımdır diğer yandan. Bakınız Çin de animeler yasaklandı, sebebi açık Japon kültüründen etkilenmemeleri için. Kendi kültürlerini korumak olarak düşünebilirsiniz, bu kararı yanlış bulabilirsiniz ama kültür ve onla şekillenen iletişim ne kadar mühim bir konu olduğunu da düşünmemiz gerektiğidir. Animeler mangalar dan üretiliyor bunu da belirteyim. Sonuç olarak, bağımsız küçük çaplı yazarları konu dışında tutarsak okuma alışkanlığımız az olduğu için Türk Edebiyatımız pek de hoş günler geçirmemekte. Kitabı, okumayı daha sevimli kılamadığımız için dijitalleşmenin de etkisiyle Türk Edebiyatını bir adım geriye attığımız bir gerçektir.


Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+
Etiketler:
Eklenme Tarihi: 3 Haziran 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.